24/3/2008
Vaktiyle, Hafik ilçesinin Sofular köyünde Hızır
adında bir genç varmış.O zamanlar bu köyün halkı Alevi imiş.Zamanla
yoldan çıkmışlar.Onların bu durumunu beğenmeyen Hızır, köyden ayrılmaya
karar vermiş, çıkmış yola.Ha şurası, ha burası derken Banaz'a kadar
gelmiş.Pir Sultan'ın yanına azap durmuş.Sonra da müridi olmuş.Aradan
seneler geçmiş, bir gün Hızır:
"Pirim, demiş; Sen herkese himmet ediyorsun, herbiri çeşitli
makamlara geçiyor, ne olur, bana da himmet et, büyük adam olayım, ben
de bir makama geçeyim."
Pir Sultan şöyle bir düşündükten sonra gülümsemiş. "Ulan Hızır ben
dua ederim, belki sen de büyük adam olursun; Hatta paşa, vezir de
olursun ama, sonunda gelip beni astırırsın."
Yine de duasını eksik etmemiş.Hızır İstanbul'a gidip saraya
girmiş.Ağa, Kapıcıbaşı, Paşa, Beylerbeyi derken vezir olup Sivas
valiliğine atanmış.Pirini unutmamış, haber gönderip huzuruna
getirtmiş.Hürmet, izzet, ikram derken bir hayli de sohbet
etmişler.Yemekte mükellef bir sofra donanmış.Pir Sultan yiyeceklere
şöyle bir bakıp hemen geriye çekilmiş.Paşa şaşırmış.
"Birşey mi oldu pirim?". Pir Sultan, "Hızır, demiş; Bu yemeklerde
zina kokuyor.İçinde yetim hakkı var, sen bunları haram para ile
yaptırmışsın." Hızır Paşa "Yok pirim" dediyse de dinletememiş.Ama bir
hayli de içerlemiş.Pir Sultan biraz daha ileri gidip, "Bunları ben
değil, köpeklerim bile yemez.İstersen çağırayım da gör" demiş.Hemen
ünlemiş, köpekler anında gelmişler.Bir tepsiye haram yemek, bir tepsiye
helal yemek konmuş.Önce haram yemekler getirilmiş.Köpekler şöyle bir
koklayıp geri geri çekilmişler. Arkasından helal yemeklerle dolu tepsi
gelmiş.Köpekler onu da kokladıktan sonra, kuyruklarını sallaya sallaya
yemeye başlamışlar.Bu hakarete çok kızan Hızır Paşa, hırsını yenemeyip
pirini Toprakkale'ye hapsettirmiş.
Eh... Ne de olsa piri.Hırsı geçince bir bahane ile affetmek istemiş.Zindandan çıkartıp demiş ki:
"Bana içinde Şah'ın adı geçmeyen üç deyiş söylersen seni
affedeceğim.Yok, söylemezsen kendin bilirsin" Pir Sultan "Peki öyleyse"
deyip tezeneye şöyle bir dokunmuş ve,
"Açılın Kapılar Şah'a Gidelim",
"Kul Olayım Kalem Tutan Ellere" ve
"Karşıda Görünen Ne Güzel Yayla" adlı değişleri okumuş.
(Tüm değişlerde Şah'ın adı defalarca geçiyor)
Pirini affetmeye hazırlanırken, onun hemen her fırsatta Şah'ı
anması Hızır Paşa'yı çileden çıkarmış.Ne söylediğini, ne yaptığını
bilemez hale gelmiş.Yanındakilere emretmiş:
"Asın bunu".
Kaynak : Pir Sultan Abdal
|